İkili Ilişkilerin tarihçesi
İngiltere ve Türkiye arasındaki ilişkiler, iki ülke arasındaki ilk güçlü temasların İngiltere’deki ticari menfaatlerin Doğuda yeni pazar arayışları ile geliştiği 16.yüzyılın başlarına kadar gitmektedir.
Ticari Başlangıç: Levant Şirketi
1578 yılında iki Londralı tüccar, İngiliz tüccarların Türk sularında kendi bayraklarını dalgalandırma hakkını elde etmek umuduyla William Harborne adlı temsilcilerini İstanbul’a göndermiştir, bu imtiyaz daha önceden sadece Fransızlara verilmişti.
Kraliçe I. Elizabeth 1579 yılında Sultanla mektuplaşmış, ve 1580 yılında Harborne, Fransızlara tanınan imtiyazlara benzer imtiyazların Türkiye’deki İngiliz tüccarlara verilmesini sağlayan “kapitülasyonları” elde etmiştir.
Kısa bir süre sonra Londra’da Levant Şirketi kurulmuştur. 1583 yılında Harborne İstanbul’a dönmüş, kraliçenin sultana gönderdiği hediyeleri vermiş ve dolayısıyla da İngiltere’nin ilk resmi diplomatik temsilcisi unvanını elde etmiştir.
Harborne’nin getirdiği hediyeler arasında o zamanda büyük bir miktar olan 500 pounddan daha değerli bir saat yer almıştır. Kraliçenin daha sonraları gönderdiği bir hediye de 1599 yılında sultana sunulan saat özelliği taşıyan otomatik bir alettir. O dönemde Türkiye’de saat oldukça pahlıydı, çünkü orada imal edilmeleri yasaklanmıştı ve kamuya açık alanlarda gösterilmesine izin verilmiyordu. Tüm bu pahalı hediyelerin tutarları, yıllar boyu Türkiye’de bulunan İngiliz Büyükelçilerinin maaşlarını ödeyen Levant Şirketi tarafından ödenmekteydi.
Daha sonraki iki yüzyıl için İngiltere’nin Türkiye ile olan ilişkilerinin tarihçesi esas olarak Levant Şirketi’nin tarihçesidir; Şirket 1821 yılında İngiliz hükümeti tarafından devralınana kadar Doğu Akdeniz de bir güç olarak yer almıştır.
Gelişen İlişkiler
Türkiye hakkında İngiltere’ye bilgi ulaştırmanın esas yolu yapılan ticari sözleşmeler idi. Lale ve kahve özellikle popüler ithalat mallarıydı, ve kahve içme 17. yüzyılda moda bir zevk haline gelmişti.
Londra’da haber ve dedikodu yapılan yerler olarak kurulan ve daha sonraları bilimsel veya siyasi konulara ilgi duyan kişilerin buluşma yerleri olarak gelişen kahvehaneler o dönemde İngiliz entelektüel hayatının önemli bir yönünü oluşturmaktaydı. Daha sonraları, Türklerden alınan özelikle hamam (Türk Banyoları) ve lokum gibi şeyler popüler olmuştur. Egzotik ve farklı olarak algılanan bir medeniyetin örf ve adetleri bir çok Avrupalı gezgini, Avrupa, Asya ve Afrika’daki Türk İmparatorluğu olarak bilinen Osmanlı İmparatorluğuna çekmiştir.
Bizlere canlı izlenimlerini aktaran seçkin İngilizler arasında Sör Paul Rycaut, Leydi Mary Wortley Montagu, Elgin Kontesi (İstanbul’a atanan İngiliz Büyükelçilerin eşleri) ve İngiliz şair Lord Byron yer almaktadır. Türklerin ziyaretleri hakkında çok az şey bilinmektedir, yine de Türk elçi Mustafa Çavuş’un 1607 yılında İngiltere Kralı 1. James’in makamını ziyaret ettiği bilinmektedir. Türkiye’nin İngiltere’ye bakış açısı, ilk defa 1793 yılında İngiltere’deki ilk daimi Türk Büyükelçisinin süitinde bir görevli tarafından yazılmıştır. Söz konusu kişi 1795 yılında Londra’ya gelmiştir. Söylemeye gerek yok, İngiltere’nin hava durumunu beğenmemiştir! Yapılan bu atama özellikle İngiltere ve Türkiye arasında yakın ilişkilerin başlangıcı olmuştur. İngiltere’nin Rus yakınlaşmasına karşın Osmanlının toprak bütünlüğünün korunmasına verdiği önem, 1854-56 yılları arasında yapılan Kırım Savaşında Fransa’yla birlikte Osmanlı İmparatorluğu adına Rusya’ya karşı hareket geçmeye itmiştir. Temmuz 1867’de Sultan Abdülaziz İngiltere’ye resmi bir ziyarette bulunduğunda ilişkiler daha da güçlenmiştir. Bu ziyaret çok önemli bir olaydı ve o dönemde “İngiliz vakayinamesinde 1867 yılını hatırlatıcı” olaylar arasında tanımlanmıştı, sadece “fırtınalı hava şartları” halinde çok sayıda etkinlik iptal edilmişti. On yıl sonra, diğer Avrupa güçleriyle birlikte İngiltere, 1877-78 Rus-Türk savaşından sonra imzalanan San Stefeno Anlaşmasının ağır şartlarını yumuşatmak için müdahalede bulunmuştur.
Yolların Ayrılmasından Yeni İttifaklara
19. yüzyılın sonlarında İngiltere ve Türkiye ayrı safhalarda yer almıştır. Sultan II. Abdülhamit’in politikaları İngiltere’de pek hoş karşılanmıyordu, ve Türkiye İngiltere’nin 1882 yılında Mısır’ı işgaline karşı tavır aldı. Türkiye I. Dünya Savaşında İngiltere’ye karşı Almanya’nın yanında savaştı ve Türkiye’nin İngiliz kuvvetlerine karşı sonuna kadar mücadele ettiği Gelibolu savunması İngiltere, Avustralya ve Yeni Zelanda’da halen hatırlanmaktadır. Bunu nedeni de muhtemelen Osmanlı hükümdarlarıyla olan yakın ilişkilerdi.
İngiltere, Türkiye’de Türkiye Cumhuriyeti olarak yer alan siyasi değişimlerin I. Dünya Savaşından hemen sonra Osmanlı İmparatorluğu içinde başladığını fark etmekte biraz geç kalmıştır. Ancak Kemal Atatürk’ün politikaları ve liderliği ve modern Türk Cumhuriyetinin kurulması özelikle İngiltere dahil olmak üzere Batı ile olan ilişkilerin geliştiğini ve iyileştiğinin göstermektedir.
1930larda İngiltere ve Türkiye İtalyan diktatörü Mussolini’nin Akdeniz deki hedefleri konusunda ortak kaygı duymaktaydılar. Bu yeni yakınlaşma Kral III. Edward’ın 1936 yılında Akdeniz seferini doğu yönüne çevirerek İstanbul’da Türkiye Cumhurbaşkanını ziyaret etmek istemesi ile ilerlemiştir. Bu ziyaret oldukça başarılı geçmiştir.Cumhurbaşkanı Atatürk ve Kral mükemmel bir ilişki kurmuş,ve ziyaretçiler sıradan Türk vatandaşlar tarafında büyük sıcaklıklar karşılanmıştır.
Avrupa’nın o dönemdeki rahatsız halinde İngiltere doğal bir şekilde Hitler’in Almanya’sına karşı Türkiye’nin desteğini umuyordu. Olay zamanında, Winston Churchill’in Türk desteğini alma çabalarını sürdürmesi ve bu amaçla Ocak 1943’te Cumhurbaşkanı İnönü’yü Adana’da ziyaret etmesine rağmen Türkiye neredeyse II. Dünya Savaşının sonuna kadar tarafsız kalmıştır. İki yıl sonra Şubat 1945’te Türkiye Almanya ve Japonya’ya savaş ilan etmiştir. Kısa bir süre sonra, Sovyetler Birliği Türk toprakları üzerinde eski iddialarını yenilemiştir. Sonraları Türkiye’nin İngiltere dahil olmak üzere batılı müttefikleriyle olan ilişkileri daha yakın olmuştur.
Temmuz 1950’de Türkiye, İngiltere, Amerika ve NATO askeri birlikleriyle birlikte savaşmak üzere Kore’ye birlik göndermiş ve Şubat 1952’de NATO’ya tam üye olmuştur. 1950li yıllarda Kıbrıs’ın geleceği konusunda ortaya çıkan anlaşmazlıklar 1960 Kıbrıs anlaşmasıyla rölantiye alınmıştır.
Eylül 1963’te Ankara’da Türkiye Avrupa Ekonomik Topluluğuyla bir Ortaklık Anlaşması yapmıştır.
Ekim 1971’de İngiliz Kraliyet Ailesi, II. Elizabeth’in Türkiye’ye yaptığı ve hayli başarılı geçen resmi ziyaret ile Türkiye’ye olan bağlılığını yinelemiştir.